Kartalkaya
Gezi

Kartalkaya: Kayakta Korku ve Heyecan Dolu Bir Gün

“Korkarak yaşıyorsan sadece hayatı seyredersin.”

Friedrich Nietzsche.

Kartalkaya
Kartalkaya

İçindekiler

Kış Sporları

Dağlar, denizler, ovalar gibi coğrafi yönden verimli bir bölgede olan güzelim ülkemizde kış sporlarının da yapılabileceği çok yer mevcut. Erciyes, Palandöken, Uludağ, Kartalkaya ve Ilgaz ilk anda aklımıza gelen yerlerdir. Fakat bunların yanı sıra Ankara Elmadağ’da bile kış sporları yapmak mümkün. Biz de bu karlı havaları bir fırsat bilip günübirlik de olsa bir kayak günü hediye ettik kendimize ve bu sayede pandemiden bunalan ruhlarımıza ufak da olsa bir ödül verelim istedik.

Böyle ödül, hediye, kayak deyince pek bir havalı durdu farkındayım. Zaten bizim ülkemizde kış sporu genellikle halk arasında poşetle kaymadır, en fazla da kızakla yapılır. Kayakmış, snowboardmuş bunlar hep zengin sporu. Bir de çok tehlikeli. Şimdi kar da yoktur zaten… Ama bizim şansımıza kar az olmasına rağmen pratik yapabilmemiz için yeterli düzeyde vardı.

Tüm ayarlamalarımızı yaptıktan sonra her zaman olduğu gibi derin düşüncelere daldık. Canım ülkemiz kış sporlarına bu kadar elverişliyken bizlerin neden bu tür sporlarla hiç aramız olmadığını sorguladık. İlk olarak aklımıza yukarıda sıraladığım gibi pahalı ve tehlikeli bir spor türü olduğu geldi. Tabi bir de biz Türk insanı için tatil demek yaz tatili demektir. Yaz gelir, mayolar, bikiniler, şişme kolluklar, şişme yataklar toplanır, plajda gün boyu aç kalmamak için bir sürü erzak depolanır ve deniz kenarına gidilir. Çünkü tatil budur. Kışın soğukta bir yere gidilemez, evde oturulur. Kışın çalışılır ki zaten azıcık olan izinler yaz sıcağında kullanılsın.

Bir de ‘Aman dikkat et düşer bir tarafını kırarsın! Ay aman gözün patlar Allah korusun! Aman canım kayak sporu zengin işi zaten çok pahalı, biz şu yokuşta poşetle de kayarız, en güzeli.’ gibi cümleler hepimiz için tanıdıktır zaten. Bu tür sebeplerin, korkuların, kaygıların bizleri bu tür sporlardan uzakta tuttuğunu fark edip üzülmedik desem yalan söylemiş olurum.

30 yaşına gelmiş bir birey olarak yetiştirilirken aile büyüklerimiz ve çevremizdekilerin istemsizce de olsa bilinçaltımıza bu gibi cümlelerle yüklediği korkulardan sıyrılmaya çalışıyorum bir çoğumuz gibi. Bunun için de kayak gibi tehlikeli olsa da evet tehlikeli olduğunu biliyor ve kabul ediyorum, az önce söylediğim tüm korku ve baskılardan kurtulabilmek ve kişiye özgüven kazandırması açısından en etkili spor dallarından birisi ile ilgilenmek güzel bir yöntem.

Kayağa bunca senelik hayatımda sadece üç defa gitmişim çünkü düşmekten ve bir tarafımı sakatlamaktan iliklerime kadar korkan biriyim. Hele ki bundan beş yıl önceki gidişimde liftte kolumu koparma tehlikesi atlatmış ve kolunu mosmor etmenin ötesinde simsiyah bir hale getirmiş biriyim. Öyle korkulacak bir durum değil zira özünde sakar biriyim.

Tabi bunca olumsuz deneyimden sonra gitmeden birkaç video izleyelim, biraz bilgimiz olsun istedik. Temel seviye için videoları izlerken karşımıza küçük yaşlarda bu spora başlayan minnoşların videoları çıktı. İzlerken kendimiz kayıyormuşçasına heyecanlanıp sevindik, çünkü karşımızda sıfır korku ile kaymanın hakkını veren küçük insanlar vardı. Görüp de etkilenmemek, tebrik ve takdir etmemek, nasıl da özgüvenli olacaklarını düşünmemek elde değildi.

Kartalkaya Kayak Pisti
Kartalkaya Kayak Pisti

Kartalkaya

Biz Ankara’ya yakın olması ve araştırmalarımız sonucunda şu an için en yüksek kar kalınlığı orada olduğu için Kartalkaya’ya gitmeyi tercih ettik. Kar pantolonlarımız vs olduğu için sadece kayak takımı kiraladık. Eğer Kartalkaya’ya çıkmadan İstanbul güzergahı üzerinden giderseniz kayak takımı kiralayabileceğiniz yerler mevcut ve kayak takımlarının günlük kiralama fiyatları 60TL. Aslında düşünüldüğü kadar da astronomik fiyatlar değil. Ancak kayak takımını dağ otelinden kiralamak isterseniz fiyatlar iki katına çıkıyor ama pazarlık yapmak mümkün.

İstanbul ve Ankara’dan düzenlenen turlar da kış sporlarını daha uygun bir hale getirebiliyor. Pandemi nedeniyle Cafe ve Restaurant’lar günü birlik giden ziyaretçilere açık değildi. Biz de zaten bu durumu tahmin ederek erzaklarımızı hazırlamıştık.

Korkularla Yüzleşmek

Yaklaşık üç saatlik bir yolculuğun ardından korkularımın merkezine ulaştık. Ve an benim için korkumla yüzleşme anıydı. Kayak ayakkabılarının ağırlığını bilen bilir. Hareketi inanılmaz derecede kısıtlar. Bu ayakkabıları daha önce giyerken bile ürken ben bu sefer daha bilinçli bir şekilde hareket ettim. Amacım zaten bir anda profesyoneller gibi kaymak değil “anın tadını çıkarmak”tı. Üniversitede onca sene “carpe diem” üzerine bir sürü edebiyat dersini boşuna almamıştım sonuçta.

Gerçekçi olmakta fayda var! Elbette ki size burada bir iki video izlemeyle nasıl güzel kaydığımı anlatmayı isterdim ama sporla arası ezelden beri iyi olmayan biri olarak bunu söylemem mümkün değil.

Dediğim gibi anda kalmayı amaçlayarak giydim kayak ayakkabılarını, aldım kayaklarımı ve batonlarımı piste geçtim. İlk anda beş yıl önce defalarca düştüğüm, duramadığım, kolumu morarttığım pistin aklımda kalan hali ile aynı olmadığını daha küçük ve alçak bir yer olduğunu fark ettim. İnsanın korkularının gerçeği yansıtmadığını, dağ gibi büyüdüğünü bir kez daha anladım orada.

İzlediğim videodaki alıştırmaları yaptıktan sonra liftle yukarı çıkma vakti gelmişti. Korktuğum gibi olmadı, bu sefer başarıyla çıktım. Düştüm, kalktım, duramadım ama pes etmeyip tekrar ettim. Veee günün sonunda durmayı öğrenmiş, dünya için küçücük bir adım ama kendisi için kocaman bir adım atmış bir bireydim.

Tabi ben bu şekilde minik adımlar atsam da cesur yürek sevgilim beni başlangıç pistinde bırakıp profesyonel piste geçmişti. Çünkü sporla arası her zaman iyi olmuş biri olarak birkaç video izlemek onun için yeterli olmuştu.

Ben alıştırmalarımı tamamladıktan sonra kayaklarımı teslim edip Eray’ı beklerken ufak bir etrafı keşif turu attım. İnanılmaz bir manzara. Seveni de var sevmeyeni de. Ama doğanın her haliyle beni büyülediğini bir kez daha fark ettim. Eray’ı görüp fotoğrafını çekebilir miyim diye çabalarken gözüm ve kadrajım profesyonel pistte bir aileye takıldı. Anne, baba ve küçük yaşlardaki çocukları o kadar güzel bir tabloydu ki. Adeta pistte, karın üzerinde dans ediyorlardı. Bir gece önce izlediğim videodaki o imrenme ve takdir duygusu tüm benliğimi yeniden sardı.

O günün sonunda korkularından bira olsun sıyrılan biz, yorgun ama mutlu ve yüklerinden arınmış bireylerdik. Dönüş yolunda bunun aslında bize ne kadar iyi geldiğini, arındığımızı ve bize neler kattığını düşündük. Aslında hepimiz korkularımızı fark edip onarın üzerine bir şekilde gidip yenebilmeyi denesek ne kadar farklı ve özgür bireyler olabiliriz. Belki siz de bu yazıyı okuduktan sonra kendiniz için bir şey yapmak için bir adım atabilirsiniz. Öyle çok büyük adımlar olmasına hiç gerek yok, küçük ama sizin için büyük adımlar olması yeterli 😊

Bir Cevap Yazın